MySpace





MySpace

SEN OLMASAN - askicin - Blogcu



askicin

24/3/2007 - SEN OLMASAN

Sen olmasan... Seni bir lâhza görmesem yâhut,
Bilir misin ne olur?
Semâ, güneş ebediyyen kapansa, belki vücud
Bu leyl-i serd ile bir çâre-i teennüs arar,
Ve bulur;

Fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak
Bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu,
Bu rûh-ı mecrûhu?..

 

Sen olmasan... Seni bulmak hayâli olsa muhâl,
Yaşar mıyım dersin?
Söner ufûlüne bir lâhza kaail olsa hayâl;
Soğur, donar, kırılır senden ayrılınca nazar
Ne hazin
Gelir hâyât o zaman hem vücûda hem rûha,
Yaşar mıyız seni kaybetsek âh ben, kalbim,
Bu kalb-i muztaribim?

 

Sen olmasan... Bu samîmî bir îtirâf işte;
Sen olmasan yaşayamam:
Seninle rabıtamız hoş bir îtilâf işte;
Fakat bu râbıta hâlî mi rûhu ezmekten?...
Akşam
Gurûba karşı düşündüm sükûn içinde bunu:
Fenâ değil sevişip ağlamak, fakat heyhât,
Bükâya değse hayat!..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-08-04 13:16:18 - slm

Yazan: geveze80
siten güzel olmuş hayırlı olsun seçtiğin renkler ve tema da çok güzel ellerine sağlık
Bağlantı

2008-07-04 11:03:04 - askım bu şiiri ben yazdım

Yazan: askı için ölen kıs
Hani hatırlıyormusun bir at nalı vermiştin bana.
As bunu odana, uğur getirsin demiştin ısrarınla.
Gerçekten uğur getirdi sen benim oldun sonunda.
Seninle olmak, seni yaşamak ne güzel bu dünyada.
Kalbime hapsettim seni, bırakmam bir daha.
Anahtarı ise, ruhumun içinde alamazsın ömrüm oldukça.
Sevgimin derinliğine gömdüm seni,çıkamazssın uğraşsanda.
Bir deli gönüldü benimkisi, uçardım kelebekler gibi.
Aşkı arardım çiçekler de, bulamazdım bir türlü.
Sevgi içimdeydi, dolup taşıyordu yüreğimden.
Sevmeyi istiyordum hasrette gelirdi kendiliğinden.
Seni gördüm sevdiğim, yandı kalbim aniden.
Bu deli yüreğim, duracak sandım birden.
Seni her gördüğümde eriyorum, o kadar sevdim ki.
Sesin bir melodi gibi, hep içimi okşuyor sanki.
Hayat ne güzel, seninle olmaksa daha güzel şimdi.
At nalı hala odamda,bizim simgemizdi çünki.
İkimizi bağlıyan, bir bağ gibi geliyor bana.
Sen benimsin mahşere kadar, bırakmam bir daha....
Bağlantı

2008-07-04 10:59:33 - askım

Yazan: askı için ölen kıs
bugün yine sensiz uyandım
sen olmayınca ışıkları kapattım
odamın perdesini çektim
bakmasın kimse
ağladığımı görmesinler diye
gün doğar güneş batar
ay çıkar yıldızkar teker teker dileklerle kayarlar
ama hala sen yoksun
haykıracağım adını istanbul sokaklarına
Bağlantı

2007-03-28 13:06:03 - Yalan olan bu âlemde halden hale geçerek akibetimize varırız

Yazan: NurulEnvar
sant mişel den mezun ve aşağıda biyografisi olan bu adamı deşifre ediyorum


Sant mişelli beyefendi işte bu çukur adam

aşağıdaki yazıyı yazan Cem İşmen'


ÇABUK KAVRAMALI ve YARDIMCI OLMALI !
Adam barda gördüğü güzel bayanla konuşmanın yollarını arıyordu. Sonunda cesaretini toplayarak kıza yaklaştı ve:
- "Biraz konuşabilir miyiz, acaba?" dedi.
Kız birden haykırdı:
- "Terbiyesiz! Ben senin bildiğin kızlardan değilim!"
Adam utancından yerin dibine girmişti. Herkes ona bakıyordu. Gitti ve masasına oturdu.
Bir süre sonra kız ona yaklaştı, gülümseyerek:
- "Az önceki olay için özür dilerim. Ben psikoloji öğrencisiyim ve utandırıcı durumlarda insanların nasıl davrandıklarını inceliyordum..." dedi...
Adam avaz avaz bağırarak cevap verdi:
- "Nee? Gecesi 200 dolar mı? Deli misin sen?"

Cem İşmen’e teşekkürlerimizle




bu yazıda cem işmene ait


sayın cem bide bu yazıyı oku ve kendine yorumla

pride
01-04-2004, 23:13
http://www.internethaber.com/mays/get_image.php?image_id=24823

Yer Irak;
İki Iraklı çocuk, ellerine bir karton yerleştiren ABD askeri ile objektiflere keyifli bir poz veriyor. ABD askeri çocuklara, objektiflere zafer işareti yapmalarını söylüyor. Çocuklar, böyle bir alçaklık beklemedikleri için masum duygularla zafer işareti yapıyor. Zaten fotoğrafa ilk bakıldığında ortada bir sorun görünmüyor. Ancak çocuğun eline tutuşturulan kartonda yazılanlar dikkatle okunduğunda insanın kanı donuyor. Çocuğun eline tutuşturulan ve 'Alçaklıkta son perde' dedirten kartonda aynen şöyle yazıyor:

"Lcpl [Lance corporal] Boudreault killed my Dad then he knocked up my sister!"

Bu sözün Türkçe anlamı şu:

"Çavuş Lance corporal önce babamı öldürdü. Şimdi ise kızkardeşimi d........r.."

Bu resim Bush'un medeniyet getirdiği ülkede, ülkesinden ve askerinden nefret ettiren bir hatıra olarak tarihteki yerini alıyor..


farkında mısın sayın cem sende tıpkı o ıraktaki piçlerin çocuklara gösterdiği mizansen gibi cami duvarına işedin sonuçlarına katlanacaksın artık..


kemal
04-04-2004, 23:16
Ülkemizdeki tabloyu dünyada baska hiçbir yerde göremezsiniz: Ganyan oynar gibi borsa oynamak.

Borsa ile beygir isleri birbirine paralel gidiyor.

*Ikisi de tüyo ile yürüyor. Ganyan bayii bazen geliyor: "Tüyo saglam. 2. ayak 4 numara tek olacak" diyor. Istersen güvenir oynarsin; ya kazanir ya kaybedersin. Borsada da broker yahut spek. yahut araci kurumun patronu yahut sirketin içindeki kisi geliyor, "bu hafta su senet iyi yürüyecek, alin" diyor. Onda da ya kazanç ya kayip.

*Ikisi de tanimaya dayaniyor. Birinde atlari, digerinde hisseleri ve sirketleri. Dogru bilgi her ikisinde de iyi para kazandiriyor.

*Ikisinde de yeniler hakkinda bilgi gerekiyor. Yarislarda yeni taylar ve hiç yaris

*Ganyanda da sike var, borsada da. Jokeyler pekala kendi aralarinda anlasip dandik bir ati banko yapabiliyorlar. Borsadaki sikeyi ise brokerler, patronlar, spek.ler.. yapiyorlar. Hatta üçü besi bir araya gelip "manipülasyon konsorsiyumlari" bile olusturabiliyorlar. (Kimseyi kaziklamaya muvaffak olamayip kazigi birbirlerine attiklari da arada görülmemis sey degil.)

*Ikisinde de yönlendirme mebzul (=gani). Özellikle yazili ve görsel basin (medya) tarafindan. Tahminler ve öneriler havalarda ucusuyor; ama sonu hüsranla bitiyor. Tahminlerin büyük çogunlugu tutmuyor.
*Ikisinde de sürprizler iyi kazandiriyor. Yarisi sürpriz sekilde kazanan at bahiscisini abad ediyor. Borsada ise 1000 liralik hissenin 15-20 katina cikmasi durumunda hisseyi elinde tutan mali götürüyor. (Bu durum uptrendlerde görülür bildiginiz gibi. Yalniz trendin sonuna kadar sabretmeyi bilmek gerek.)

Evet ülkemizdeki durum bu maalesef. Öyle degil mi?

VE SEN BAY CEM BERABER OLDUĞUN GÜRUH VE CEMİYETLERDEKİ AHVALİNİZLE BİR KEZ DAHA BU YAZIYI DEĞERLENDİRİN.
SANIRIM TÜYOLARI ALMIŞSINDIR...



BAY CEMİN DOSLARININ
YÜREKLERİNDE HİSSETTİKLERİDE BUNLARDIR VE AŞAĞIDAKI YAZILARI İBRETLE OKUYUN LÜTFEN


AH ŞU TAKINTILARIM ?...

R. Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı 2006-2007 Eğitim-Öğretim yılının açılış töreninde, 17-18 Eylül 2006 tarihlerinde, Antalya’nın çeşitli bölgelerine asılan izinsiz pankartlarla ilgili olarak soru önergesini yanıtlayan İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu herkesi hayretle içerisinde bırakan bir şekilde pankartları savunurken, pankartların ücretsiz kitap dağıtımı uygulamasından dolayı memnuniyetlerini bildirmek isteyen (!) Antalyalı öğrenciler ve veliler tarafından Başbakan’a şükran ifade etmek için asıldığını (!) tespit ettiğini savundu ve söz konusu pankartların yetkililerce indirilmesinin veya indirilmesinin birileri tarafından engellenmesinin söz konusu olmadığını ifade etti !...
Yani koskoca İçişleri Bakanı’na göre izin alınmadan istenilen her yere, isteyen herkesin pankart asması mümkün !... Ancak bir şartla, asılan pankartlarda Başbakan’ı öveceksin !... Bu anlayış ve sözle, devleti yöneten, hele hele görev olarak ülkenin asayişinden sorumlu bir Bakan’a hiç mi hiç yakışmadı !...

Ülkemizin adap tabuları tacizlerle yerle bir olmaya başladı…
Cinsel tacizlere karışan sahte peygamber, çocuk pornosu pazarlayan çocuk doktoru, çarşaflar örtünerek sözde ahlaksız ilişkilerini örttüğünü zanneden kadınlar, hava alanı apronunda çağdaşlıkla alay eder gibi uçak emniyetini kurban edilen bir deveden almaya çalışanlar, hala çok karılı düzeni savunan, imam nikahını geçerli düşünen geri zihniyet !...
Bu tabloya da En Baş Bakan katkıda bulunarak anlamlı bir demeç verdi !... Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili eşinin türbanla Çankaya Köşkü’ne çıkma girişimini eleştirenlere cevap vererek, “Herkes kendi haremine baksın !...” buyurdu !...
Bakar mısınız şu mantığa ?...
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başbakanı ailelerdeki bayan fertlere hala çağlar ötesinin, “Harem” benzetmesini yapabiliyor ?...

Yaşantımız haremlik selamlık bir çağa uygunsuz adım yönlendirilmek istenmesi cüreti, sadece beraberinde türban ve hatta kara çarşaflı zihniyete davetiye çıkartmakla kalmamakta, devlet kadrolarında en yukarılarda bile (!) gözle görülür İmam Hatipli kadrolaşma ile devletimizi içten kemirmekte, ülkemiz için ciddi bir tehlike olmaktadır !... İşte bir çarpık örnek de Konya’dan !... 2 Türbanlı doktor, Hipokrat yeminlerini hiçe sayarak,testisleri şişen ve sancılar içerisinde kıvranan hastanın ultrasonunu çekmemiş !... Sebebi… Namahrem !... İnançları !... Yarın bir gün, bir kadın doğum uzmanı erkek doktorun da aynı kafa ile doğurmakta olan bir anne adaya müdahale etmemesi artık garipsenmeyecek demek ki ?... Kadına kadın, erkeğe erkek doktor !...
Balık baştan kokar dememişler boşuna ?...

Ama bu arada aynı zihniyetin desteği ile Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nde bir yardımcı doçentin eşi kendisini ilan edip, kendisine inanan erkeklerle cinsel fanteziler ve ilişkilerde bulunabiliyor !... Bu onların çarpık ahlak anlayışı !... Örtünmek namus ?... Din anahtar !... En büyük destekçileri de, Laikliği kendi kafasına ve felsefesine göre yorumlayan (!), açıkça ülkemizin üzerine İslam kıyafeti geçirmeye çalışan, bunu da her türlü maharetiyle (!) Cumhuriyet kurumlarına ve de aydınlarına karşı kavga vererek uygulamaya çalışan çok sevgili Başbakanları !...

Türkiye dünyaya rezil oluyor, puan ve prestij kaybediyor !...
Görevlerini bu denli ihmal eden kişilerse eminim pişkinliklerini ahlak anlayışları ile geçiştirmeye çalışmakla meşguller ve de olan bitenler umurlarında değil !...

Anladığınız gibi takıntılarım var !...
Ama sanırım bu takıntılar sizin ve ülkemiz aydınının da takıntısı olmalı !..
Yanılıyor muyum ?...

ANLIYORSUN ERMENİ TOHUMU TABİKİ ANLIYORSUN
SEN HİNOĞLU HİNLİĞİNLRE TABİKİ ANLIYORSUN




TÜRBANLI VOLEYBOLCU KARAFATMALAR...

Çok geç yatmama rağmen sabah saat 07.00’de Voleybolcu kızlarımızın Japonya’daki Dünya Şampiyonasındaki 2. maçını seyretmek üzere TRT3’ü açtım…
Rakip Mısır !...
Mısırlı kızların yarısı türbanlıydı… Şortlarının altında da eşofman altı gibi kapkara kalın çorapları vardı…
Resmen birer karafatmayı andırıyorlardı !...
Her spor branşında olduğu gibi voleybolda da Uluslar arası Oyun Kuralları’nda sporcu kıyafetleriyle ilgili bir bölüm vardır…
Uluslar arası Oyun Kuralları Madde 4.3’ e göre “Bir oyuncunun malzemeleri forma, şort, çorap (kıyafet) ve spor ayakkabısından oluşur”, 4.3.1’e göre “Bütün bir takımın forma, şort ve çoraplarının rengi ve tasarımı tektip olması gerekir (Libero hariç). Kıyafetler temiz olmalıdır” ve FIVB Büyükler Dünya ve Resmi müsabakalarında siyah renk tabanlı ayakkabıların giyilmesi yasaklanmıştır. Forma ve şortlar FIVB Standartlarına uymalıdır” şeklinde açık tarif vardır…
Bu tarife ve ayrıca uygulamaya rağmen, FIVB’ın bir Dünya Şampiyonasında görüntü kirliliği yaratan ve kuralları hiçe sayan Mısır Bayan Voleybol Takımını bu şekilde kabul etmesini ve müsamaha göstermesini şiddetle kınıyorum… Sanırım Mısır delegasyonu ve tesettür modası (!) ile derin İslami görüş (!) ağırlığını oralarda bile koyabilme başarısını (!) gösterdi !...
Seneler öncesi, Sıvas’ta, o zaman çalıştırıcılığını yaptığım Notre Dame De Sion Fransız Kız Lisesi takımıyla Konya Sağlık Okulu takımı ile maçımız vardı !...
Rakip takımdan birkaç kız eşofman altıyla oynamak istedi… Gerçi masum bir istek olmasına rağmen Baş Hakem buna izin vermedi… Ve o kızlardan biri eşofmanını çıkarıp, şortla oynarken, şort bile getirmeyen diğer kızlar kenarda oturdular…
Her ne kadar Hükümet için “Türban” ve “Tesettür” çok şey ifade ediliyor (!) simge olarak görülüyorsa, ve de “Namus” (!) sayılıyorsa da acaba benzer bir durum ile ülkemizde karşılaşsak ne olur diye de açıkçası merak etmeye başladım !...
Öyle ya, bir bayan takımı karşınıza böyle hilkat garibesi gibi, her şeyi hiçe sayarak çıktı !... Baş hakem, gözlemci ve en tepede Türkiye Voleybol Federasyonu’nun tavrı ve kararı ne olacak ?...
O takımın ve o kızların ellerinde kapı gibi örnek olmayacak mı ?... Bu örnek, mahkemelerimizdeki davalara yön veren “Danıştay İştihak Kararları” misali gibi bir yönlendirme ve zorlama yapmayacak mı ?...
Bir ünlü faal hakemimiz, “Ben o maçı oynatmam !...” dedi… MHK Başkanı Oktar Tertemiz "Buna ülkemizde izin vermeyiz !..." dedi... MHK üyesi FAHRETTİN GERÇEKER de "Oyun Kurallarında her şey açık seçik belirtilmiştir !..." diye tepkisini dile getirdi...
Dünya Şampiyonasına gölge düştü…
Bunu daha önce de yapan FIVB’yi bu ayıbıyla ve şaibesiyle tekrar baş başa bırakıyor, benzer durumların ülkemizde de başlamamasını diliyorum…

SEN VARYA SEEEN TAM BİR NAMUSSUZSUN

*ÖNEMLİ NOT : Ben sadece voleybol oyun kuralları ve de görüntü ile ilgili yorum yapma haddini kendimde buluyorum... Kimsenin özel hayatı, turbanlı ve tesettürlü olması hakkında yorum yapmadığımın altını çiziyorum...
02-11-2006

UTANMADAN BİDE BÖYLE SÖYLERSİNİZ HA



BİR İRTİCA BELGESİ
İrtica yaygın ama lideri Başbakanlık'ta, en yetkili masanın başına geçmiş, oturuyor... Adı: Ömer... Soyadı: Dinçer... Görevi:BaşbakanlıkMüsteşarı.. Yani Başbakanlık Teşkilatı'nın Başbakan'dan sonra en üst amiri… Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin En Baş Bakanı’nın sağ kolu ve devlet bürokrasisinin başı Ömer Dinçer efendinin programı da kendi kişiliği gibi karanlık !... O, İslam’ın bir hayat tarzı (!), hayatın bütün yönlerini kapsayan bir sistem olduğu görüşünde !... “Modern devlet” olarak alaycı bir ifadeyle kastettiği Türkiye Cumuriyeti Devleti’nin onun gibilere birtakım dayatmaları (!) olduğunu vurgulamakta !... Laiklik, Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik gibi birçok temel ilkenin yerini daha Müslüman bir yapıya (!) devretmesini bir zorunluluk olduğunu ve de artık bunun zamanının geldiği düşüncesini taşıdığını açıkça belirten bir adam !... Türkiye’deki kültürel öncelikli İslami hareketlerle siyasi öncelikli İslami hareketlerin karşılıklı ilişkilerinin yeniden tanzim edilmesinden yana !... Eğer bu iki hareket bütünleşmiş bir halde devam ettirilebilirse Türkiye'de İslam’ın hiçbir ülkede görülmemiş bir temel üzerinde gelecek vaat ettiğini ifade etmekte !… Ömer Dinçer efendi, İktidar’a gelmenin yolun sonu olmadığını, yeni bir başlangıç sayılacağını, tüm dünya Müslüman olsa da, düşmanlara karşı üstünlük sağlansa da, Müslüman’ın kavgasının münkire, harama, kötüye karşı devam edeceğinin altına da imzasını atıyor !... “İrtica yoktur !...” diye hala milletin gözünün içine baka baka yalan söyleyenlere işte, katıksız, abartısız, açık ve seçik bir İrtica belgesi !.. İşte bu kafadakiler, % 25 seçmen oyuyla ve de hukuki bir prosedürle (!) yani meclis çoğunluğuyla (!) alınmış olan bir yasayla, Meclis'in yüzde 65'ini ele geçirmiş bulunmaktadır !... Bu gerçekçi bir benzetmeyle, resmen bir sivil darbedir, ve düpedüz direk laik Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelmiştir… Zaten tüm bu ağır ithamlara da verecek sözlerinin bulunmaması düşüncelerimizi doğrulamaktadır !...
24-10-2006

İŞİNİZE GELMEYİNCEDE BÖYLE DEŞİFRELERLE
KİNİNİZİ KUSUYORSUNUZ DİMİ


YILIN AYIBI :
ÇOCUKLARA 23 NİSAN TÖRENLERİNDE KARA ÇARŞAF GİYDİREN UTANMAZ BU ZİHNİYETİ ŞİDDETLE KINIYORUZ !...


buda RESMİNİ BURADA GÖREMEDİĞİNİZ BİR RESME TEPKİLERİ


GOCUNTULARINIZ BİTMİYOR CEM HAZERATI


YÜCE ATATÜRK’TEN TAYYİP EFENDİYE…

Ülkemizde emsali görülmemiş derecede, laiklik ve cumhuriyet düşmanı, şeriatçı bir gerici zihniyet, sinsi planları ile canımızı gitgide daha da sıkmakta, sabrımız ve öfkemiz limitlerini epey zorlamaktadır !...
Geçmişi, sözleriyle, icraatlarıyla sabit olan ve de pişkince “Değiştim !...” hilesiyle geçmişini unutturmak isteyen En Baş Bakan, Cumhuriyet tarihimizin en tehlikeli dönemini yaşatmakta, bunu da saman altından su yürüterek, aklınca çaktırmadan sinsice sürdürmektedir !...
Üstelik sırtını AB’ye ve de aklınca ABD’ye yaslayan ve onların “Şeker, itaatkar ve uslu çocuğu” olan Tayyip, zaman zaman Atatürk posterleri önünde ahkam keserek bazı aklı kıt vatandaşlarımızın da aklını karıştırmaktadır !...
Oysa daha önceki yazımda da marifetlerini resmen ortaya koyarak hatırlatma lüzumunu hissettiğim şahs-ı pek muhteremin (!) 1980’li yıllarda, 10 kasımlarda Anıtkabir’deki mozolesinde sap gibi ayakta durmaktan şikayetçi olduğu (!) yüce Atatürk aleyhinde ettiği yemin hala Trabzon Tire Askeri Arşivi’nde mevcuttur !...
Bakın günümüzün En Baş Bakan’ı nasıl bir yemin etmiş ?...
Aynen aktarıyorum !...
“Ben Muhammed Müslüman ümmetindenim. Türkiye, dinsiz laik bir memleket haline gelmiştir. Hayatımı Mustafa Kemal dinsizliği ile savaşa adayacağıma, Türkiye’yi din ve şeriat devleti haline getirmek için mücadele edeceğime, Kemal Paşa zamanında çıkarılan dinsiz kanunların tatbikini önleyeceğime, kısa zamanda ümmet esasına dayanan şeriat devletinin kurulması için çalışacağıma dinim, ahlakım ve bütün mukaddesatım üzerine yemin ve kasem ederim. RECEP TAYYİP ERDOĞAN”
Sözler tüyler ürpertici !... Vaadler ibret ve dehşet verici !...
Bu adam, bu yemini ettikten 20 yıl sonra laik Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. adamı olarak geldiği makamda, günden güne hısımlarıyla yayıldığı kilit noktalarla ülkemizin kaderini çizmeye devam etmekte !... Üstelik gözü daha da yükseklerde gezinmekte (!)…
Yüce ATATÜRK, 6 mart 1922’de TBMM’nde yaptığı konuşmada, Avrupa’nın en önemli devletlerinin, Türkiye’nin gerilemesiyle ortaya çıktıklarını, yabancıların nasihatleriyle ve planlarıyla yükselen memleket olmadığını, ulusal benliklerini bilmeyen ulusların, başka uluslara yem olduğunu tam 84 yıl önce vurgulamıştı !...
Ülkemiz AB ve ABD uşağı edilemez !...
Ülkemizin Atatürk ilkelerinde, laik cumhuriyet olarak kalabilmesi, yani yaşaması için bu zihniyeti yok etmemiz kaçınılmazdır..
Bu da demokratik seçim hakkımızı kullanarak ve bu türban sembollü, kara çarşaflı, sarıklı, değnekli partiyi iktidardan indirmekle mümkün olabilecektir.
%60 seçmenin üçte biri ile, yani nüfusumuzun %20’si ile Hükümet olma başarısını (!) gösteren bu kara parti ve zihniyetinden, resmi dairelerdeki işgalinden ancak bu şekilde kurtuluruz !...
Aklı selim Türk vatandaşının seçim zamanı en asli görevi bu olmalıdır !...
Aksini düşünmek bile istemiyorum !...
Tıpkı TSK gibi !...


GÖRÜYORSUNUZ BU KİMLİK FATURAYI KİME NASIL ÇIKARIYOR


18-10-2006

HAYASIZ AKP’Lİ BAŞKAN

AKP’nin “Laik Cumhuriyet” ve “Atatürk” düşmanlığı artık sinsice değil apaçık sürüyor !..
Geçtiğimiz gün ortaya çıkan, AKP’nin Mimarsinan Belediye Başkanı Cuma Bozgeyik’in ballandıra ballandıra anlattığı ve çevresindekilerin de kahkahalara boğuldukları (!) fıkrada, sözde bir çayhane sahibi Kuşadası eşrafından bir efenin, ziyarete gelen Atatürk’ün bıyıksız, çelimsiz (!) fiziki görünümüne, ince sesine (!) ve yöre tarafından ib.elere özel olan (!) şekerli çay içişinden (?) duyduğu hayal kırıklığı anlatılmakta !...
Terbiyesizliğe ve hayasızlığa bakar mısınız ?...
Çok değil, bundan 8-10 yıl önce, 10 kasımda Ata’nın huzurunda yapılan saygı duruşunu “Sap gibi ayakta durmak” benzetmesini yapmış bir liderin belediye başkanı olarak bu çapulcunun aldığı cesaretin kaynağı belli !...
Ve bu zihniyet Çankaya’ya hazırlanıyor !...
Yüce Atatürk’ün kemikleri sızlamaya devam ediyordur ?...
Ne yazıktır ki bu günleri bizler yaşıyoruz !...
Yaşamaz olaydık !...
Yazıklar olsun !...
Bu ülkedeki yedikleri, içtikleri, gördüklerini bendeniz helal etmiyorum !...
Ya sizler ?...

ÇATLA PATLA AMA ADİL OL VE SAYGILI OLMAYIDA ÖĞREN KONUYU FARKLI YERLERE ÇEKİP KAŞIMA



CUMHURİYET’TEN CUMHURİYET UYARISI
Hükümetin RTÜK ile baskı altına alındığı, medya patronlarının satıldığı veya “Cici çocuk” imajı ile Hükümete yanağını uzatıp, makas verdiği (!), kısaca halkın düpedüz uyutulmak istendiği bir dönemde Cumhuriyet Gazetesinin “Tehlikenin farkında mısınız ?...” sloganında direnişini her türlü övgüye değer buluyorum !...

TABİ ÇAMURİYT ÇOCUKLARI KİRLİ VE PİS NECİSLERİNİZ TEMİZLENİYOR VE KUSACAK YER BULAMIYORSUNUZ ARTIK DEĞİLMİ...

sizin duygu ve gönlünüzdeki besledikleriniz bu yazınızla açıkça hangi milletten olduğunuzu deşifre etmiyormu
ibretle okuyun lütfen

VAN’DAKİ KLİSE DE, KARS’TAKİ NE ?...
İşte gene size olay olacak bir çarpıklık daha !...
En Baş Bakan, kıvrak zekasıyla (!) Ermeni Soykırım iddialarına karşın, Van’da 4 milyon YTL harcanarak, Akdamar Adası’nda restore edilen Kiliseyi açarak sözde sempati uyandıracak, alkış alacak !...
Yapılan restorasyon tabii ki övgüye değer !...
Yapılması gereken !...
Bir bakıma tarihi bir sorumluluk ve ödev !...
Ancaaaak !...
Kars’ta da bir Ermeni kilisesi var !...
Ama o kilise için Ermeni cemaatının, kendi imkanlarıyla bile olsun yaptığı restorasyon teklifi yıllardır ciddiye alınmamakta, bir nezaket cevabı bile verilmemektedir !...
Üstüne üstlük bu kilisenin uzun süredir Kars’ın merkezi sistem ısıtılması amacıyla dev bir kalorifer kazanı olarak kullanılıyor olması da tüm bu taktiksel sempati çabalarının karşısına bir utanç abidesi olarak dikilmekte, kilise de günden güne harap olmaktadır !...
Bu konu Paris ziyaretimde, içlerinde bir Saint-Michelli sıra arkadaşımın da bulunduğu bir Ermeni lobisinde tarafıma aktarılmış, bundan duyulan rahatsızlığın üst düzeyde olduğu ifade edilmiş, sözde Ermeni soykırımı iddialarına cevap yetiştirme uğraşındayken beni fena halde köşeye sıkıştırmıştı !...
Neyseki konuya ilişkin duyarlılığımın gerektirdiği her şeyi yapma sözü vererek huzurlarından ayrılmıştım !... Türkiye’ye döner dönmez de ilk işim Kars Belediye Başkanı’na bir mektup yazıp, konuyu bir de yetkili ağızdan duymak istemiştim !...
Ama heyhat !... Ne bir cevap, ne bir açıklama geldi !...
Konuyu bugün Başbakanlık ve TBMM Özel Kalem maillerine aynen bildirdim !...
Cevap verebileceklerini hiç sanmıyorum !...
Ama belli olmaz !...
Pişkinliklerinin, seviyelerinin ve de amaçlarının ne olduğunu bizler gayet iyi biliyoruz !...
Onun için gene de temkinli konuşmak gerek !...
Cevap gelirse aynen sizlere geçeceğim !...
Ancak konunun daima takipçisi olacağımı da vurgulamak istiyorum !...
Bu benim, bir duyarlı vatandaş olarak, en azından tüm dinlere saygılı bir kişi olarak “İnsanlık” görevim !...


işte buda bir başka iğrenç kimliğinizin göstergesi

KİLİSEDEN SPOR SALONU
Papa ziyaretiyle gündeme tekrar taşınan dinler arasındaki birlik ve beraberlik mesajları sonrası size bu yazımda, dinin ve kültürün, sportif bir kulvarda bile ne denli olgun bir rol oynadığını gösterir örnek bir olayı anlatmaya çalışacağım.
1956'dan beri, eğitimciliği meslek edinmiş rahibelerin yönetiminde Fransızca tedrisat yapan Notre Dame De Sion (NDS) 90'lı yılların başına kadar bir kız okulu olarak öğretim yapmaktaydı.

Özellikle 1975-1983 yılları arasında bu okul voleybol dalında her yıl başarıdan başarıya koşmuş, orta okullarda ve liselerde birçok İstanbul ve Türkiye Şampiyonluklarına imza atmış, Türk voleyboluna da birçok yıldız yetiştirmişti...

Başta Esra Temelli olmak üzere, Bengü Balkır, Sertaç Dağcıoğlu, Nadya Nalbantyan, Cemile Baştımar, Ani Ablaooğlu, Ferda Çopur, Karin Çizmeciyan, Asuman Döver, Sibel Keskinel, Aylin Aker, Beatris Helvacıoğlu, Seda Tüzemen, Ela Tüzemen, Pınar, Ayşen Somunkıran, Özge Emre, Leyla Çehreli, Ece Asena ve şu anda sayamıyacağım birçok voleybolcu bu okuldan yetişmiştir.Tüm bu başarıların daima gölgesinde kalabilme tevazusunu gösterebilmiş bir Fransız rahibenin olgunluğu ve katkısı, belki de dünyada eşi hiç görülmemiş bir olayda başrol oynamıştır...

Soeur MONİQUE HARİSBOURE, okulun müştemilatı içerisinde bulunan, ancak kullanılmayan eski bir kiliseyi spor salonu haline getirmiş, tarihi değeri olan 2 kenar sütun arasına en ufak bir hasar vermeden bir voleybol filesi germiş, yerdeki karoların üzerine çizgiler çekmiş, tüm bu efsanevi takımların ortaya çıkmasında, tüm bu saydığım değerli voleybolcuların yetişmesinde büyük rol oynamıştır…
Bu konuyu, 1977 yılında Dünya gazetesinde, sevgili dostum Kazım Kanat (O dönemde yüreğiyle ve cesaretiyle bu konuyu tam sayfayla ve devasa puntoyla manşetten gazetesine taşıyan sevgili dostuma minnet borcum hala devam ediyor…) imzasıyla manşetten ve tam sayfa olarak, görüntüleriyle yayınlanmış, akabinde Fransız basınının dünyaca ünlü Paris Match dergisinde de geniş yer bulmuş ve övgüyle karşılanmıştı…
Olayın büyüklüğünü tartabilmek için, tam tersi sayılabilecek bir örneği, beni bağışlayacağınızı ve hoşgörüyle karşılayacağınızı umarak vermek istiyorum…
Bir kullanılmayan cami düşünün... Geliyorsunuz, ortalık bir yere fileyi kuruyorsunuz, yerlere çizgileri çekiyorsunuz... Spor kıyafetindeki kız takımınızı getirip antrenman yaptırıyorsunuz. Üstelik imam filan da değilsiniz diye de olayı biraz daha yumuşatıp düşünelim !.. Sanırım hepiniz düşünmekten bile korkardınız ?... Yapan da “Din düşmanı” ilan edilir, taşa tutulur, linç edilirdi ?... Dinin Dininin hoşgörüsü altında böyle bir sportif mucizeyi yaratan aydın Fransız, S.MONİQUE HARISBOURE işte bu büyüklüğün altına yüreğiyle imza atmış bir eğitmen, üstelik de rahibe... 21.Yüzyıla girdiğimiz günümüzde hala İslam dininin hoşgörüsünü göremeyen, yüzyıllarca geride kalan, voleybolcu kızlarıma plaj voleybolunda resmi kurallar gereği giydirdiğim büstiyer ve şort için bana laf edecek kadar arsızlaşan, sofu beyin taşıyan zavallılara ithaf olunur !...

not burada bir resim vardı ve baş örtülü kızların kimliğine dil uzatılıyordu

YILIN SPORTİF AYIBI : FIVB
Dünya Bayanlar Voleybol Şampiyonası Finallerinde, Japonya'da kendi koyduğu kuralları hiçe sayarak, Mısır Bayan Milli takımı'nın bazı oyuncularının türbanla ve de siyah uzun çoraplarla oynamasına müsamaha (!) gösteren FIVB spor dünyasından büyük tepki aldı...


buda cemin hizmet eylediği sivil toplum kuruluşu


YÖNETİM KURULU

VEDAT AKGÜN
BAŞKAN
YÖNETİM KURULU ÜYELERİ
ASİL YEDEK
1. HÜSEYİN EGELİ ÜNSAL TURAN
2. AHMET HACISOYU KAMURAN TÜMER
3. HASAN GÜRSOY YAŞAR ÇITAK
4. SİMİN ARAT ADNAN ŞEKER
5. KAMİL DİZAR PERVER İŞMEN
6. SUHA BARIM METİN GÜNGÖR
7. TUFAN TURASAN ORHON MORAY
8. HAYRETTİN ÖZBAĞKIRAN SALİH YILMAZ
9. TURGUT KABACA YAŞA ÇANTAY
10. İSMAİL DELEMEN CEM İŞMEN
11. ALİ ÖZSOY HALİT USLU
12. HASAN BOZKURTER EŞREF ÇAKAR
13. SİNAN TUNÇ SEDAT ÇÖTELİ
14. MEHMET ÜÇER AHMET ÜMİT


Geri







İBRETLE OKUYUN LÜTFEN

VALLAHİ EVLENMEYECEZ

Nüfus kağıdı sormaca yok
Babangiller kim demek yok...
Burç muhabbeti yok...
Bir sonraki tatil planını sormak yok...
Nerdesin, kimlesin telefonları yok...
Evine yerleşmek yok...
yıldönümü kutlamaları yok...
Ben sensiz yaşayamam geyikleri yok...
EVLENMEK YOK...
Bu sözü veren tüm bekarlara açığız...

22. 2005-10-03 09:58:00 / Cem İşmen
Tek gecelik ilişki gibi bir şey; Arada bir fena olmaz ama ben bu kadarını ister miyim diye düşünmeden edemedim doğrusu. En başta kulağa hoş geliyor ama iğneyi kendinize bir batırın da çuvaldızı eksik kalsın Cem

İŞTE BUDA CEMİN AHLAK ANLAYIŞINI İFADE EDİYOR SANIRIM




HINCALA YAZDIĞIDA BU


HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )

TEBESSÜM
Cem İşmen'in yolladığı fıkra benim dosyada beklerken, pek çok köşede yayınlandı. Ama güzel.. Sizde de bulunsun..
Derler ki..
Tanrı insanlığa özgü
3 özellik yaratmış-dürüstlük, akıl ve siyasi irade, ama kimseye 2'den fazlasını vermezmiş.
Dolayısıyla,
Eğer dürüst ve akıllı iseniz, siyasetçi değilsiniz.
Eğer dürüst ve siyasetçi iseniz, akıllı değilsiniz.
Eğer akıllı ve siyasetçi iseniz, dürüst değilsinizdir.

SEN HANGİSİSİN CEM SÖYLESENE


BUDA BİR BAŞKA KÜNYESİ

ismen cem



Real Name:
CEM ISMEN
Location:
TR
Age:
46
Marital Status:
Evli
Sex:
Erkek
Occupation:
CIVIL LOGISTICS NAVY & ARMY
More About Me
Hobbies:
WATERPOLO SWIMMING SKI & ALL SPORTS cemismen@yahoogroups.com
!

v

NE ENTERASAN ADAM DEĞİLMİ BİZİM CEM

BİR TARAFINLA KARA ÇARŞAF DİYECEKSİN

BİR YANIN BÖYLE KİRLİ ÇARŞAFA DOLANACAK
SEN BİR KLİNİK VAKASIN CEM
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Aşk Zamana Meydan Okur Ama Sen Karşı Koyamazsın Ona....

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Arkadaşlarım

tekeli
yasamadair
erhan37100
yesilim
kalbimdesen
yakamoz37
mehpareogt
beyazgulalev
hobilendik
aslı çelik
resulevuslat
sakliisyanlar
saadetbayrifidan
gelinciktarlasi
aceba35
essrraa
yenilenmek
seastarturkey
zezemsi
ecemmmm
sinemsr
gundoguyor
aslihanca
citkirildim
acemgizi
aglayamam
ruyalarimiz
aceba20
resulevuslat2

Msn Messenger gun_baslarken@hotmail.com




Document Title
Askicin
Unut